Hassas Ruhlar Terazisi -Yönetsel Dönüşüm

YÖNETSEL DÖNÜŞÜM İÇİN

KURUMSAL SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK Mİ – KURUMSAL YÜREKLİLİK Mİ!?

‘Kurumsallık’ ve ‘Yöneti(şi)m’ kelimelerinin anlamları, salt içerikleri ele alındığında farklı olmakla birlikte, ticari ve ekonomik açıdan şirketlerin mevcudiyeti ve sürdürülebilirliği dikkate alındığında, birbirlerinin bütünleyicisi ve tamamlayıcısı olabilmeleri arzu edilir.

Günümüzde ‘Kurumsal Yöneti(şi)m’ global olarak kabul görmüş 4 ana prensip üzerinden ele alınmaktadır. Bunlar: (i)- Adillik, (ii)- Şeffaflık, (iii)- Hesap Verebilirlik ve (iv)- Sorumluluktur. Aslında dikkat edilirse, tüm bu ana prensipler, beşeri hayatımızda da hepimiz için elzem olan en temel ihtiyaç ve özdeğerlerimizden bazılarına karşılık gelmektedir.

Yukarıda bahsi geçen bu 4 ana prensibin, sadece birer jenerik kavram olarak kalmaması, Yöneti(şi)m uygulamaları ile desteklenmesine, aynı zamanda da yaratılan kurumsal iklim ve yönetim biçimlerinin her ikisinde de, fiili ve etik olarak en üst seviyede uygulanıp kabul görmelerine derinden bağlıdır.

Örneğin bu prensiplerden Hesap Verebilirlilik, ancak sorumluluk bilinci ve iradesi ile yönetimde karar ve icra yetkilerine sahip olanların; söz, hareket, karar ve eylemlerinin neticelerini üstlenmesi halinde geçerlik ve inandırıcılık kazanabilir. Bu bakış açısı ile ele alındığında, ‘Kurumsallık’ ve ‘Yöneti(şi)m’ ayrılmaz bir bütünün tamamlayıcı parçalarıdır. Ancak bu sayede ve bilinçle, değişim/dönüşüm için ihtiyaç duyulan niyetin netleşebilmesi, takiben de, etkin bir Yönetsel Dönüşüm sürecinin başlayabilmesi mümkün hale gelebilecektir.

Dönüşüm niyeti bir kez netleştikten sonra, ‘Kurumsal Yöneti(şi)m’ in hayata geçirilmesi, uygulanması ve devamlılığı için tüm süreçlerde yer ve görev alacak tarafların, gerek beşeri, gerekse kurumsal ihtiyaç ve özdeğerlerini hakkaniyetle gözetebilen, ezber bozan yeni bir kurumsal yapının kurgulanabilmesi en önemli şarttır. Bu şart; Kurumsal Sürdürülebilirlik’ten önce ancak Kurumsal Yüreklilik ile sağlanabilir. Unutulmaması gerekir ki, Kurumsal Yöneti(şi)m’in de, Yönetsel Değişim/Dönüşümün de, hepsinin merkezinde “insan ve ihtiyaçları” yer alır.

Yeni çağın ezber bozan kurumsal vizyonu/misyonu; ortak paydasına insan kıymetini yerleştirebilen, aynı zamanda da, hissedar, paydaş, kurucu, çalışan, tedarikçi, işbirlikçi ve nihai hizmet sunulanların tümünün ihtiyaç ve özdeğerlerinin gözetilmesini amaçlayacak kriterlere ancak birlikte odaklanılarak sağlanılabilir.

Bu yönüyle Yönetsel Dönüşüm, aslında ihtiyaç ve özdeğerlerden oluşan hassas bir ruhlar terazisidir, öyle ki kantarın topuzunu herhangi bir yöne biraz fazla kaçırdığınızda, dengeler mutlaka diğeri aleyhine değişmektedir. Kurumsal iklim, yönetim biçimlerinin varlığı ve uygulayıcıları, büyüme, performans, karlılık ve hedeflerin hepsi, unutulmamalıdır ki ancak insan kıymetini bilen yaşam tecrübesine haiz bir kuyumcunun, parlaması için pırlantaya narin dokunuşlarıyla şekil vermesi gibidir.

Yönetsel Dönüşümüe dair bahsettiğim ince dokunuşlarla ilgili olarak, Harvard Üniversitesi Baker Vakfı Öğretim Üyesi Prof. Robert Kaplan’ın sözlerini paylaşmak isterim:

“çalışanlarla işverenler arasındaki tatsız tuzsuz ilişkinin yerini, bu ilişkideki tüm tarafların ihtiyaçlarının gözetildiği, adil, şeffaf, sorumlulukların sahiplenilerek hesap verilebildiği güvenli bir çalışma ortamı yaratılarak, ortak bir amaca ve hedefe elele birlikte yürüme formülü aldığı zaman, ancak tam anlamıyla bir Yönetsel Dönüşümden bahsedebileceğiz”