Kolaylaştırıcı Arabuluculuk

Mediasyon, (Türkçe’ye çevrilmiş haliyle Arabuluculuk) yakın bir zaman önce yasalaşarak yürürlüğe girdi. Şimdilik sınırlı sayıda konu için uygulanılması öngörülen Mediasyonun yakın bir gelecekte, hemen tüm ihtilaf, anlaşmazlık ya da çatışma biçimlerinin çözümünde uygulama alanı bulacağını ve bu alternatif yolun çözüme katkı sağlayacağına gönülden inananlardanım.

Mediasyon uygulamaları tarihte eski Yunan ve Roma İmparatorluğuna kadar geri gitmektedir. Mediatör, çatışması olanların ihtilaflarını barışçıl yollardan çözmelerine vesile olabilen bilge kişi olarak tanımlanmış o dönemlerde. Öz olarak bana da çok anlamlı gelen bu tanım nedeniyle, ben Arabulucu yerine Mediasyon demeyi tercih edenlerdenim (Maalesef bazen Meditasyon’la karıştırılmasına rağmen!!)

Esasen, Türkçe’ye Arabulucu olarak çevrilmiş şekliyle bu mesleği ifa eden kişi ara – bulan kişi değildir, böyle bir derdi de yoktur. 1990’ların sonu ile 2000’li yılların başından itibaren Amerika ve Avrupa’da alternatif çözüm yollarının en bilinenlerinden biri haline gelen Mediasyon, bana göre; bir uzlaşma yada sulh olabilme metodu ve ihtiyaç odaklı diyalog kurabilme sanatıdır aslında!! Bu uzlaşmada görev alacak Mediatör de, tarafların uzlaşmalarını sağlamaya vesile olan bir kılavuz, kolaylaştırıcı yada rehberdir. Taraflara eşit mesafede objektif konumunu korurken, iletişim, müzakere, çatışma, dinleme – duyma, empati vs gibi yöntemleri harmanlayıp kullanarak, çözümü yine taraflara bulduran kişidir. Burada önemle vurgulamak isterim ki, Mediatör, çözüm öneren yada sunan değil, süreçte tarafların çözüme ulaşabilmelerini desteklemek için yetkinliklerini en üst seviyede kullanan kılavuz kişidir.

Dünya örneklerinde, Mediasyon, siyasi ihtilafların hallinden, önemli ticari uyuşmazlıkların çözümüne, aile ilişkileri ve ikili ilişkilerde yaşanan çatışmaların çözümünden, kurumlarda yaşanan iç iletişim – çatışma – müzakere tıkanıklıklarının çözümüne kadar bir çok farklı alanda uygulanmaktadır.

Mediasyon, uyuşmazlık yaşayan tarafların hangisinin haklı olduğunu ortaya çıkarmak derdine düşmeden, uyuşmazlık yaşayanların her birinin insani ihtiyaçlarının tespitine odaklanıp, karşılıklı olarak bu ihtiyaçların, yine tarafların kendi uygun görecekleri hakkaniyet çerçevesinde çözüme ulaştırılmasına hizmet eder. Yargı makamlarının vicdani ve takdiri değerlendirmeleri yerine, çatışma yaşayan taraflara konunun sahipliğini aldırarak, çözümlerini kendileri, özdeğerleri ve ihtiyaçları ile en uygun şekilde bulabilmeleri hususunda yüreklendirip destekler.

Bireysel ve profesyonel yaşantısının her veçhesinde çatışma yaşayan, artık ‘haklı çıkmaktan’ sıkılmış/yorulmuş, bunun işe yaramadığını düşünen ve ihtiyaçlarına paralel çözümleri bulabilmeyi özleyenlere duyurulur..!!!